‘Masallar’ Kategorisi

PostHeaderIcon 7 Yaş – İkinci Bunalım Dönemi

Bu dönemin diğer adlan, “Hürriyete karşı ikinci atı­lım”, “Yedi yaş bunalım dönemi”, “İkinci kaprisler döne­mi”, “Sosyal benliği keşfetme aşaması”dır. Başlama ve bitme zamanları için hatırda kalması kolay pratik tarif şu şe­kilde yapılabilir. Çocuğun ilkokul birinci sınıfa başlamadan, ilkokul ikinci sınıfa geçene kadar ki zaman içerisinde kendi­sini gösterir. Tabii bu dönemler bıçakla kesilmiş gibi tam olarak ay ve günlerle belirlenemez. O ülkenin tabiat şartla­rından tutunuz da, çevrenin yapısı, şehir ve köy çevresi, ailenin sosyal yapısı, çocuğun sosyal temaslar­la karşılaşma yoğunluğu vd. bu bunalım dönemlerine gir­mesinde ve onlardan bir an önce çıkmasında etkilidirler. Ülkemiz için ikinci bunalım dönemi yıllarını çocuğun 6.5 yaşı ile 8 yaşı arası olarak söylemek mümkün ise de biraz taşma gözlenebilir, yani 7-8.5 yaşlarına da kayabilir. Söylediğimiz gibi pek çok psikososyal olaylar bu yaşların tespitinde önemlidir. Çocuğun yaşadığı sosyal şartlar burada önemlidir. Zaten dönemin ismi de ortalama bir deyişle “7 yaş sendromu “olarak belirlenmiş bulunmaktadır.

Devamını Oku »

PostHeaderIcon Bremen Mızıkacıları

Bir zamanlar yaşlı ve yorgun bir eşek varmış. Sahibinin onu artık daha fazla beslemek istemediği ortaya çıkmış. ” En iyisi buralardan gitmek ” diye düşünmüş eşek. “Bremen’de şarkıcılık yaparım. Bazıları anırmamı pek bir beğenirdi zaten.”

Böylece bir sabah erkenden yola çıkmış. Bir süre yürüdükten sonra iki büklüm bir köpekle karşılaşmış. “Artık sahibime avda yardımcı olamayacak kadar yaşlandım,” demiş köpek eşeğe. ” Sahibimde artık beni beslemiyor.” Eşek gülmüş. ” Benimle Bremen’e gelsene şarkıcı oluruz,” demiş.

Yola koyulmuşlar.Çok geçmeden bir damın üzerinde üzgün oturan bir kedi görmüşler. ” Çok yaşlandım, fareler bile dalga geçiyorlar, ” demiş kedi. “Sen de bizimle gel” demiş eşek. “Sesin hala güçlü çıkıyor, şarkı söyleriz Bremen’de.”

Devamını Oku »

PostHeaderIcon Minik Serçe

MİNİK SERÇE

Avcının biri kuş avlamak için bir tuzak kurdu. Tuzağa küçük bir kuş yakalandı. Avcı, minik kuşu eline alınca şaşırdı. Çünkü minik kuş konuşuyordu.
Minik kuş:
- Ey insan oğlu sen birçok koyunlar, sığırlar, develer yedin. Onların etleriyle bile doymadın benim etimle mi doyacaksın? Ben senin dişinin kavuğunu bile dolduramam. Şayet beni bırakacak olursan sana üç öğüt vereceğim. Bunlar sana daha yararlı olabilir. Bu öğütlerden birini elinde, ikincisini şu damın üzerinde, üçüncüsünü şu dalın üzerinde söyleyeceğim. Bu öğütlerimi tutarsanız ömür boyu mutlu olursun, dedi. Avcı bu teklifi beğendi. Zaten eti olmayan bu küçük kuşla nasıl doyacaktı ki? Kuşun öğüdü belki işe yarayabilirdi.
Devamını Oku »

PostHeaderIcon Aslan ve Fare

ASLAN VE FARE

Yoksul fare koca ormanda hep korku içinde yaşarmış. Tilkiden korkar, kurttan ödü kopar, en çok da yaban kedisini görünce dehşete düşermiş. Bırakın bu yabani hayvanları, çevresinde bir dal çıtırdasa yüreği ağzına gelir, korkudan bayılacak gibi olurmuş.

Fare artık bu korkuya dayanamayacağını anlayınca ormanın kralı aslana gitmiş:

“Haşmetmeap” demiş, sizden haddim olmayarak küçük bir ricam olacak. Şu ormandaki bütün hayvanlar arasında en zavallısı benim. Ne kadar kötü bir kaderim var! bütün ömrüm titremekle geçiyor. Bir yaprak düşse dizlerimin bağı çözülüyor. Bu korkuya artık dayanabilmem imkansız.
Devamını Oku »

PostHeaderIcon Kibritçi Kız

KİBRİTÇİ KIZ

Bir yılbaşı gecesiydi. Dondurucu, kavurucu bir soğuk vardı. Yoldan geçenler paltolarının yakasını kaldırmışlar, atkılarına bürünmüşler, hızlı hızlı yürüyorlardı. Kimi evine geç kalmış, acele ediyor, kimi bir eğlence yerine gidiyordu.
Çocuklar koşuyorlar, birbirlerine kartopu atıyorlardı. Gecenin zevkini en çok onlar çıkarıyorlardı. Kahkahalarla gülüyorlar, sevinçle haykırıyorlardı.
Yalnız bir çocuk vardı ki gelip geçenler onun farkında değillerdi. Ufak bir kız çoçuğu. Başı açık, elbisesi yama içinde, yoksul bir kızcağız. Bir kapının önüne büzülmüş, çıplak ayaklarını altına almıştı. Soğuktan morarmış tir tir titriyordu. Üzerinde oturduğu taş basamakta buz gibiydi.
Devamını Oku »

PostHeaderIcon Parmak Çocuk

Parmak Çocuk
Grimm Kardeşler

Bir terzinin bir oğlu varmış. Bu çocuk o kadar küçük kalmış ki, boyu bir başparmaktan fazla uzamamış. Bunun için ona “Parmak Çocuk” derlermiş.

Ama çocuğun cesareti pek fazlaymış. Bir gün babasına demiş ki:
Babacığım, ne olursa olsun ben uzaklara gideceğim!
Devamını Oku »

EN SON YAYINLANANLAR

EN ÇOK OKUNAN YAZILAR

SİZİN İÇİN SEÇTİK