‘bebek’ Benzer Yazılar.
Strese girmeyin bebeğiniz olsun
Kimine göre hayatının en kötü, en üzücü olayı, kimine göre ise boşanmadan daha fazla duygusal travma yaratıyor… Tüm bu olumsuz duyguları yaratan sorun, infertilite yani kısırlık. Her beş çiftten biri, çok istedikleri halde çocuk sahibi olamıyor. Sayısı giderek artan bu çiftlerden erkeklerin yaklaşık yüzde 15′i, kadınların ise yüzde 50’si bebeklerinin olmamasını yaşamlarındaki en kötü, üzücü olay olarak tarif ediyor.
Stresin kısırlığa yüzde 5 ila 15 oranında neden olduğu biliniyor. Çocuk sahibi olamama stresi sorunu büyütürken, tüp bebek tedavilerindeki başarıyı da azaltıyor. Ancak psikolojik destek alıp bu stresle baş etmesini öğrenenler, şansı yüzde 30-50 oranında lehine çevirebiliyor.
Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Klinik Şefi Doç. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, bebeği olmayan çiftlerde önce bu durumu kabullenmeme sonra da öfke geliştiğini hatta eşlerin birbirine öfke duyabildiğini belirtiyor. Fıçıcıoğlu eşleri bekleyen sıkıntıları, “Kendine güvende azalma, ilgisizlik, hayattan zevk almada azalma da görülmeye başlayabilir. Eşler arası iletişim zarar görebilir. Önce bebeğin olmamasıyla ilgili konular daha sonra da diğer pek çok konu konuşulmaz hale gelir” diye özetliyor.
Bir kıyaslama yapıldığında bebeğin olmamasının boşanmadan daha fazla duygusal travma yaptığının gösterildiğine de dikkat çeken Doç. Dr. Fıçıcıoğlu “Kısırlığın strese yol açması kaçınılmazdır” diyerek şunları söylüyor:
“Stresin bebeğin olmamasına neden olması yani psikolojik nedenli bebek olmaması, yaklaşık yüzde 5-15 civarında. Çiftlerin birbirlerinden beklentilerini, duygularını açığa çıkartarak konuşması, bebeğin olmaması nedeniyle eşlerin birbirlerini suçlamalarının önlenmesi için psikolojik yardım alınması çok önemli. Burada evlilik, aile danışmanlığı yapan psikologların devreye girmesi çok faydalı. İyi bilgilendirilmiş kişilerin sorunlarını kabul ederek baş etmeleri, tedaviye uyumları çok daha iyi olur. Bir çalışmada gevşeme egzersizleri programına katılan kadınların yüzde 34′ünün sonradan gebe kaldığı tespit edildi. Bebeğin olmaması eşlerin ortak sorunudur. Psikolojik yardım, stresi azaltacak, pozitif düşünceyi artıracak ve gebelik oranlarını yaklaşık yüzde 30 oranında artırabilecektir.”
Strese girmeyin bebeğiniz olsun
Kimine göre hayatının en kötü, en üzücü olayı, kimine göre ise boşanmadan daha fazla duygusal travma yaratıyor… Tüm bu olumsuz duyguları yaratan sorun, infertilite yani kısırlık. Her beş çiftten biri, çok istedikleri halde çocuk sahibi olamıyor. Sayısı giderek artan bu çiftlerden erkeklerin yaklaşık yüzde 15′i, kadınların ise yüzde 50’si bebeklerinin olmamasını yaşamlarındaki en kötü, üzücü olay olarak tarif ediyor.
Stresin kısırlığa yüzde 5 ila 15 oranında neden olduğu biliniyor. Çocuk sahibi olamama stresi sorunu büyütürken, tüp bebek tedavilerindeki başarıyı da azaltıyor. Ancak psikolojik destek alıp bu stresle baş etmesini öğrenenler, şansı yüzde 30-50 oranında lehine çevirebiliyor.
Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Klinik Şefi Doç. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, bebeği olmayan çiftlerde önce bu durumu kabullenmeme sonra da öfke geliştiğini hatta eşlerin birbirine öfke duyabildiğini belirtiyor. Fıçıcıoğlu eşleri bekleyen sıkıntıları, “Kendine güvende azalma, ilgisizlik, hayattan zevk almada azalma da görülmeye başlayabilir. Eşler arası iletişim zarar görebilir. Önce bebeğin olmamasıyla ilgili konular daha sonra da diğer pek çok konu konuşulmaz hale gelir” diye özetliyor.
Bir kıyaslama yapıldığında bebeğin olmamasının boşanmadan daha fazla duygusal travma yaptığının gösterildiğine de dikkat çeken Doç. Dr. Fıçıcıoğlu “Kısırlığın strese yol açması kaçınılmazdır” diyerek şunları söylüyor:
“Stresin bebeğin olmamasına neden olması yani psikolojik nedenli bebek olmaması, yaklaşık yüzde 5-15 civarında. Çiftlerin birbirlerinden beklentilerini, duygularını açığa çıkartarak konuşması, bebeğin olmaması nedeniyle eşlerin birbirlerini suçlamalarının önlenmesi için psikolojik yardım alınması çok önemli. Burada evlilik, aile danışmanlığı yapan psikologların devreye girmesi çok faydalı. İyi bilgilendirilmiş kişilerin sorunlarını kabul ederek baş etmeleri, tedaviye uyumları çok daha iyi olur. Bir çalışmada gevşeme egzersizleri programına katılan kadınların yüzde 34′ünün sonradan gebe kaldığı tespit edildi. Bebeğin olmaması eşlerin ortak sorunudur. Psikolojik yardım, stresi azaltacak, pozitif düşünceyi artıracak ve gebelik oranlarını yaklaşık yüzde 30 oranında artırabilecektir.”
Bebeklerde Pişik
Yeni doğan bebek, idrar ve dışkısını kontrolsüzce dışarı atar. Bu atıklar, bebeğin son derece hassas olan cildi üzerine, tahriş edici etkiye sahiptir. Cildin yüzeyindeki ince, koruyucu yağ tabakası, bu nem ve atıklarca geçilir ve cilt tahriş olur.
Bebeklerde Nezle
Burundan devamlı bir akıntının gelmesidir ki, bu genellikle soğuk algınlığı şeklinde adlandırılır ve çocuklarda en sık görülen durumlardan biridir. Devamını Oku »
Bebek ve Uyku
Yenidoğanlar ve uyku
Doğum olayı sona erip, sıra hastaneden eve dönmeye geldi mi, anne-babaların çoğu bebeklerinin evde nasıl uyuyacağını merak etmeye başlarlar. Şunu bilmelisiniz ki, yenidoğanlar, kendilerini rahatsız edebilecek ses ve ışık uyaranlarını etkisiz kılacak bir doğal yetiye sahiptirler. Bu yetenek, kısa sürede alışkanlığa dönüşecektir. Biz hekimler, bir takım basit testlerle, bebeklerin bu yeteneklerini tespit ederiz. Örneğin, uyuyan bebeğin gözlerine fenerle kuvvetli bir ışık tutulması onun bir takım hareketler yapmasına neden olur. Aynı ışığı, kısa aralıklarla bir kaç kez daha tutalım, dördüncü, beşinci seferde artık bebeğin ışığa hiç tepki göstermeyip mışıl mışıl uyuduğunu görürüz. Benzer test, bir minik çan kullanılarak bebeğin sese tepkisi sırasında da yapılabilir. Örnekteki bebek, uykusunu koruyacak bir takım doğal yollar geliştirmiştir. Ses ve ışık, onları rahatsız eder ve kolayca uyanabilirler. Böylesi bebekler, tıpkı erken doğmuş bebekler gibi dış uyaranların olabildiğince azaltıldığı sessiz ve loş bir odada uyutulmalıdırlar.
Boğmaca Hastalığı
Hastalığın belirtileri ve seyri
Boğmacanın kuluçka dönemi 5-15 gündür.
Başlangıçta:
Burun akıntısı, iştahsızlık, kuru öksürük, hafif ateş,
Bebeklerde Cilt Sorunları
Tedavi Gerektirmeyen Cilt Problemleri
Cilt Soyulması
Bebek, ana rahmindeyken cildinin üzeri mumsu, koruyucu bir madde ile kaplıdır. Bu tabakanın yıkanarak zorla çıkarılmasına gerek yoktur. Zaten bu tabaka kendiliğinden banyolar sırasında yıkandıkça kaybolacaktır. Bu sırada cildin soyulması da mümkündür. Özellikle biraz erken veya biraz geç doğan bebeklerde, cilt soyulması daha da belirgindir. Bunun nedeni çok iyi bilinmemekle birlikte, doğumdan önce, bu bebeklerin cildini kaplayan mumsu koruyucu tabakanın, tüm cildi kaplayacak miktarda olmadığı düşünülmektedir. Cilt soyulması birkaç hafta içinde kendiliğinden biter. Bu dönemde dikkat edilecek en önemli konular, banyosunu yaptırırken yumuşak bir ürün kullanmak ve bebe yağı gibi nemlendirme gücü yüksek bir ürün ile cildini sürekli nemli tutmaktır.
Bebeklerde Ateş
Ateş, kendi başına bir hastalık değil, hastalık belirtilerinden bir tanesidir.Vücudun mikroplara karşı bir savunma mekanizmasıdır,mikropların üremesini engeller. Ateş genellikle, mikrobik hastalıklarda ve üst solunum yolu enfeksiyonlarında yükselir. Dolayısıyla nedeninin bir doktor tarafından tesbit edilmesi gerekir. ilaç kullanılsa dahi ateşin 3-4 gün devam etmesi normaldir. 4. ve 5. gün hala yüksekse tekrar doktora başvurulmalıdır.
Bebeğim hala yürümüyor.!
“Erken yürüyen çocuk daha zekidir” diye bir araştırma sonucu yoktur. Örneğin çok iyi emekleyen çocuklar genellikle geç yürürler. Çünkü onlar, el ve ayaklarının üstünde güvenli bir şekilde hareket ettiklerinden yürümek için bir sebep görememektedirler.Ya da daha önce ayağa kalmaya çalışmış ve düşüp canını acıtmış olan bir çocuk da tekrar ayağa kalmaktan korkabilir.Çocuğunuz 2 yaşına gelmesine rağmen yürüyemiyorsa yine de telaşlanmamak gerekir.Bu durumda çocuğunuzun diğer alanlarındaki gelişimine bakmalısınız.
Fiziksek gelişim
-Çocuğunuz herhangi bir eşyaya tutunup kendini çekerek ayağa kalkabiliyor mu?
-Dik oturabiliyor mu ve emekleyebiliyor mu?
-El becerisi gelişmiş mi?
-Nesneleri parmaklarıyla kavrayabiliyor mu?
Devamını Oku »